
Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-19-2012
Saat: 21:20
Çet,Çet Odaları,mIRC,mIRC Komutları,mIRC Addonları,Sohbet,ChatÇet,Çet Odaları,mIRC,mIRC Komutları,mIRC Addonları,Sohbet,Chat |

Yazar: OnLine
Tarih: 21 Aralık 2010 / 20:23

Hamilelikte yaşanan bir takım sorunlar anne adaylarının keyfini kolayca kaçırabiliyor. Bu sorunlardan bir tanesi hamilelikte görülen bacak krampları.
Bacak krampları genelde hamilelikte 24′üncü haftadan itibaren başlıyor. Anne adaylarını daha çok geceleri rahatsız ediyor ve aniden uykudan uyanmaya neden olabiliyor.
Bacak kramplarının nedeni ise magnezyum eksikliği. Ayrıca gün içi yorgunluk, fazla ayakta kalma, aşırı kilo alımı ve varisler bacak kramplarını arttırabiliyor. Kalsiyum açısından zengin dengeli beslenme, çeşitli egzersizler, masaj, bölgesel sıcak uygulama gibi yöntemlerle krampların hafifletilmesi mümkün.
Hamilelik döneminde görülen bacak kramplarının önlenmesi için alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar:
• Uzun süre ayakta kalmamalı,
• Otururken ayağın altına yükseklik konulmalı,
• Yatmadan önce ılık duş almalı,
• Sol yana yatmalı,
• Varis var ise mutlaka varis çorabı kullanılmalı,
• Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçınmalı,
• Aşırı kilo alınmamasına dikkat edilmeli.
Kramplar genelde lohusalık döneminde hafifler ve sonrasında da geçer. Kramp girdiği zaman ise baldır üzerine sıcak bir havlu koyup, bacağı yukarı kaldırmak ve ayak parmaklarını yukarı doğru germek rahatlatıcıdır.
Yazar: OnLine
Tarih: 21 Aralık 2010 / 20:21

Hamilelik döneminde saç bakımı çok daha önemlidir, daha fazla özveri ister. Bunun için hamilelik döneminde kuruyan, elektriklenen, şekle girmeyen ve kabaran saçlar için birkaç küçük önerimiz var.
Elektriklenen Saçlar
Saçlarınızdaki nem azalıp çok kuruduğundan elektriklenebilir. Hem saçlarınızı yatıştırmak hem de nemlendirmek için birkaç damla tatlı badem yağına ihtiyacınız var! Badem yağını avucunuzun içine alın ve ovuşturarak dağıtın. Ellerinizi saç uçlarınıza sürün. Anıda renginin parladığını, elektriklenmenin giderildiğini göreceksiniz.
Kabaran Saçlar
Hamilelik ve doğum sonrası sürecinde saçlarınız kabarıp zor şekil alabilir. Saçlarınız her zamanki haline dönene kadar saç kremi ve nemlendirici özellikli şampuan kullanabilirsiniz. Saç kremini sadece saç uçlarına sürmeye dikkat edin.
Saç Dökülmesi
Hamilelikte ve emzirme döneminde saç dökülmesi yaşayabilirsiniz, telaşa kapılmayın! Doktorunuzun kontrolünde vitamin ve mineral desteği alın. Saçlarınız yeniden çıkacaktır.
Dalgalı Saçlar
Doğal dalgalı saçlarınız hamilelik sırasında şekle girmiyorsa gece uyumadan önce saçlarınızı 3 ya da 4 parçaya ayırıp örün. Sabah uyandığınızda saçlarınızı açıp biraz köpük sürerek saçlarınızı sabitleyin.
Düz Saçlar
Düz saçlarınız eskisi gibi pürüzsüz görünmüyorsa ısıya karşı koruyucu saç bakım ürününü saçınıza uyguladıktan sonra çok sık olmamak şartıyla saç düzleştirici alet kullanarak şekil verebilirsiniz.
Yazar: OnLine
Tarih: 21 Aralık 2010 / 20:20

Bebek, tuvalet kontrolünü kazanana dek bezlemek gibi bir çözümle bezlenmek gibi bir çözüme gereksinmesi olacaktır. Tabi ki bebeğe bakan anne ya da diğer kişiler de bezleme ve altını temizlemek gibi sorunla uğraşacaktır. Bunun sadece bebeğe bakanların problemi olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bu sadece bebeğe bakanların değil, bebeğin de ciddi bir problemi olabilir. Bebek çişi ve kakası bebeğin son derece duyarlı cildi üstünde çok tahriş edici olabilir. Bebek cildi üstünde bulunmakta olan koruyucu yağ tabakası bu atıkların cilde zarar vermesini önleyemez ve ciltte kızarıklıklar, soyulmuş gibi görüntüler oluşmasına neden olabilir. Bu da genel anlamda pişik denilen problemi oluşturur.
İster kumaş, ister kağıt bez kullanın, vakit zaman bebeklerinizin poposunda parlak kırmızı renkli tahriş bölgeleri ortaya çıkar. Bu başlangıç dönemindeki pişiklerin büyük çoğunluğu çok kısa sürede geçer. Fakat zaman zaman de iyileşmeyip daha büyük sorunlara yol açabilir. En sık görülen pişik bölgesinde mantar ve bakteri enfeksiyonlarının soruna eklenmesidir.
Altını sık değiştirmek, ıslak bırakmamak, temizliğine dikkat etmek gibi basit önlemlerle, bebeğimizi pişikten veya daha ciddi durumlardan basitçe koruyabiliriz. En önemli husus bebeğin kirli bez ile uzun müddet kalmasını önlemek ve sık değiştirmektir. Bebeğin altının devamlı kuru olması en önemli konudur. Bez değiştirme sırasında altını su ile yıkamak yararlı bir yöntemdir. Alt silme bezleri içerdikleri kimyasal maddeler nedeniyle alerjiye veya tahrişe yol açabilir. Su ve bebek sabunu ile temizlemek ve arkasından bir müddet açık bırakarak kurumasını sağlamak yararlı olacaktır.
Bebek pişiklerinin engellemesi amacıyla sıklıkla yapılan yanlışlardan biri pudra kullanımıdır. Pudralar bebek cildinin gözeneklerini tıkayarak hava almasını engellerken pişik oluşumuna zemin hazırlarlar. Bebek yağlarını da kullanırken dikkatli olunması, bebeğin cildinin yağla ıslak olarak bırakılmaması gerekir. Bebeğin poposu yağlandıktan sonra kuru ve temiz bir havlu ile cilt tarafından emilmeyen fazla yağın alınarak cildin nemden arındırılması gerekir.
Kimyasal maddelerin her vakit alerjik sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır. Çeşitli özelliklerdeki kimyasal maddelerden oldukça uzak durmak gerekmektedir. Parfümlü kokulu sabunlardan uzak durmakta yarar vardır. Yalnızca çiş yapan bir çocuğu sabun kullanmaksızın sade su ile yıkayarak kurulayabilirsiniz.
Bebeğin altında pişik oluştuğunda, bebeğin altını sadece su ile temizleyip, bir müddet açık bırakarak, pişik olan bölgeleri, pişik için eczanelerde satılan pişik kremleri ile önleyebilir, hafif kademede olanları iyileştirebilirsiniz.
Genel olarak bebeğin alt değişimlerinde çocuğu birkaç dakika bezsiz bırakmak, çocuğun rahatlamasını temin eder, bundan başka altının hava almasını sağlaması nedeniyle pişik için engelleyici rolü de vardır.
Bebeğin altı bağlandıktan sonra naylon bir külot (muşamba) veya sızdırmayı önleyici katman koyulmamalıdır. Cildin hava almasını engellediği gibi nemin de içeride kalmasına neden olarak pişiklerin oluşumuna sebep olur. Bu daha çok kumaş bez kullanımında lazım olan ve sakıncalı bir durumdur.
Bütün bebeklerde vakit zaman pişik görülebilir. Bunlar yüzeysel tahrişlerdir. Yukarıdaki basit tedbirler ile birkaç gün içerisinde geçmiyor ise hekiminize başvurmalısınız. Pişik ilerledikçe cilt, daha parlak kırmızı bir renk alır, kasıklar da kızarır, kırmızı alanlardan odaklanan oval kırmızı lekeler sağlam ciltte de görülür. Çok ağrılı hale gelir, kaşıntı olabilir. bilhassa pişik kremlerine karşın 3-4 gün devam eden olgularda, maya veya mantar enfeksiyonu düşünülür. Şayet pişik alanlarında sivilcemsi yapılar, ufak kabarcıklar görülüyor ise mikrobik enfeksiyonlar düşünülmeli ve doktora gidilmelidir.
Yazar: OnLine
Tarih: 21 Aralık 2010 / 20:16

Hamilelikte aşırı kafeine dikkat! Fazla kafein hamilikte düşük yapmaya neden olabiliyor!
Kimimiz sabah uyandığımızda bir fincan kahve içmeden kendimize gelemeyiz. Sabahları bir fincan kahve içmek artık bir ritüel halini aldı. Yanlış da değil. Kahvenin içeriğindeki kafeinin vücudumuzda yarattığı en önemli etkiler bizi uyarması ve mutluluk hormonu olarak bilinen dopaminin salgılanmasını sağlamasıdır. Ancak kafein aşırı derecede alındığında hamileler için tehlike oluşturabilir. VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından Dr. Senai Aksoy hamilelikte kafein alımı hakkında en önemli soruları yanıtladı.
Hamilelikte kafein alımı ne tür etkiler yaratır?
İlk önce akılda tutulması gereken kafeinin bir vitamin ya da besin maddesi olmadığıdır. Kafeinin hiçbir besleyici değeri yoktur.
Yapılan çalışmalar hamilelikte yüksek miktarlarda kafein alımının (günde 6 fincandan fazla kahve) özellikle ikinci trimester düşükleri başta olmak üzere düşük ile ilişkili olabileceğini göstermektedir.
Hamile olmayan kadınlarda kafeinin asıl etkisi kalp ve dolaşım sistemi ile sinir sitemi ve davranışlar üzerindedir. Hamilelik ya da emzirme süresinde alınan kafein fetus ve yeni doğanda da benzer etkiler yaratır. Hamilelikte kafeinin yarı ömrü 11 saate kadar uzayabilir. Fetus da ise durum daha ürkütücüdür: 100 saat. Bu ne demektir? İçtiğiniz kahveden bebeğe geçen kafeinin yarısından fazlası 100 saat sonra bile hala daha karnınızdaki bebeğin kanında dolaşmaktadır. Bebeğiniz ne kadar küçük ise onun kafeini detoksifiye etme yeteneği de o kadar azdır.
Alınan orta düzeyde kafein anne adayında çarpıntı ve benzeri yakınmalar yaratmasa da bebeğin kalp atımlarında ve solunumunda (bebek daha doğmadan da anne karnında solunum hareketleri yapar) belirgin artışa neden olabilir.
Yapılan hayvan deneylerinde anne karnında orta ya da yüksek düzeyde kafeine maruz kalan fetusların beyin ağırlıklarında azalma ve beyin gelişiminde dalgalanmalar izlenmiştir. Benzer şekilde bu fetuslar da doğumdan sonra öğrenme ve hatırlama güçlükleri ortaya çıkmaktadır.
Öte yandan kafein; alkol, nikotin ve bazı diğer ilaçların kanser yapıcı etkilerini arttırmaktadır.
Öte yandan kafein bir idrar söktürücüdür. Hamilelik sırasında fazla miktarda alınımı sıvı ve kalsiyum kaybı ile dehidratasyona yol açabilir.
Özellikle yemeklerden hemen sonra alındığında bağırsaklardan demir emilimini %40 oranında azaltır ve bu demir gereksiniminizin çok yüksek olduğu hamilelik döneminde oldukça önemlidir.
Bu bilgilerin ışığında Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) 1981 yılında yayınladığı görüşünde hamile kadınların kafein içeren gıda ve içeceklerden uzak durmalarını ya da sınırlı miktarda tüketmelerini önermektedir. Yine aynı kurum gebeliğin ilk trimesterinda kesinlikle kafein alınmamasını önermekte.
Hamile kalınca kafein alımını mutlaka bırakmalı mısınız?
Her zaman değil. Aşırıya kaçmamak kaydıyla kafein içeren içeceklerin keyfine varabilirsiniz. Yapılan pek çok araştırma hamilelik sırasında alınan az ya da orta düzeyde kafeinin bebek ya da anne adayına zarar verme riskinin düşük olduğunu göstermektedir. Orta düzeyde kafein (300 – 400 mg) günde 2-3 fincan granül kahveye denk gelmektedir.
Önerilenden fazla kafein almanız çok mu tehlikelidir?
Gerçekte bunun cevabını kimse tam olarak bilememektedir. Konu ile ilgili olarak elde yeterli bilimsel kanıt yoktur. Bu nedenle size bilimsel bir tavsiyede bulunamayız.
Bazı çalışmalar yüksek miktarda kafein alımının düşük, düşük doğum ağırlığı ve yarık damak yarık dudak gibi anomalilerle ilişkili olduğunu düşündürmektedir. Ancak bu çalışmalarda eksik olan nokta alkol alımı, sigara gibi bu durumlara yol açabileceği bilinen diğer risk faktörlerinin dikkate alınmamış olmasıdır.
Tüm dünyada bugün kabul gören görüş çok fazla miktarda kafein tüketiminin düşük doğum ağırlıklı bebeklere neden olabileceği ve kafeinin sadece çok yüksek dozlarda alındığında risk yaratabileceğidir.
Hangi besin maddesinde ne kadar kafein bulunur?
Kafein tahmin ettiğinizden daha fazla maddenin içinde bulunur. Örneğin çikolata ve bazı bitkisel çaylarda da kafein vardır. Bazı soğuk algınlığı ilaçları ile ağrı kesiciler de kafein içerir. Benzer şekilde alerji ilaçlarında da kafein olabilir.
Çay ve kahve gibi içeceklerin içerdiği kafein miktarı demleme ya da hazır olmasına yada kahvenin türüne göre değişebilir. Sanılanın aksine kola dışındaki pek çok meşrubatta da kafein bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloyu inceleyerek sık tüketilen bazı maddelerin kafein içeriklerini kontrol edebilirsiniz. Sonuçta aslında farkında olmadan ne kadar fazla kafein aldığınızı göreceksiniz.
Filtre kahve 1 fincan 135-200 mg
Espresso 1 fincan 100 mg
Cappuccino 1 fincan 100 mg
Hazır kahve 150 cc 57 mg
Türk kahvesi 1 fincan 57 mg
Dekaf. kahve 150 cc 5 mg
Demleme çay 175 cc 20 – 110 mg
Ice Tea 330 cc 70 mg
Hazır çay 200 cc 30 mg
Kola 1 Kutu 30 – 56 mg
Diyet Kola 1 Kutu 38 – 45 mg
Meşrubat 1 Kutu 50 mg civarı
Meyveli gazoz 1 Kutu 0 mg
Çikolata 60 gram 10 – 50 mg
Kakao 1 küçük fincan 4 mg
Bazı ağrı kesici ve soğuk algınlığı ilaçlarıın ise 1 tanesi en az 30 mg kafein içerir.
Hamilelikte kafein alımını nasıl kontrol edebilirsiniz?
Gün içinde aldığınız kafein miktarını bazı küçük değişikliklerle azaltabilirsiniz. Örneğin sallama çay içiyorsanız poşeti suda 5 dakika yerine 1 dakika bekleterek kafein oranını yarı yarıya azaltmanız mümkündür. Bitkisel çay tercih ediyorsanız mutlaka kutusundaki uyarıcı etiketleri kontrol edin. İçindeki kafein ve diğer maddelerin miktarını kutusunda yazmayan markları tercih etmeyin. Bu şekilde hamilelikte kullanılması sakıncalı olabilecek katkı maddeleri içermediğinden de emin olabilirsiniz.
Eğer kahve sizi zihinsel açıdan rahatlatıyorsa, ya da sabah ritüeliniz ise kafeinsiz kahveleri tercih etmeye çalışın.
Yazar: OnLine
Tarih: 21 Aralık 2010 / 20:14

Hamilelikte kadınların en çok şikayet ettikleri şeylerden biri hamilelik esnasında ortaya çıkan karın çatlakları.
Peki bu karın çatlaklarının nedeni ne?
Çatlakların oluşmasında en önemli belirleyici faktör genetiktir. Siyah kadınlarda hemen hemen hiç görülmezken, Asyalılarda daha nadir görülür. Beyaz kadınların ise yaklaşık %75-90′ında değişik oranlarda karın ya da cilt çatlaklarına rastlanmaktadır. Bir başka deyişle annesinde ya da kızkardeşlerinde olan kadınlar çok büyük olasılıkla bu sorunla karşılaşacaklardır.
Karın çatakları genellikle son 3-4 ayda yavaş yavaş ortaya çıkarlar. Ancak bazı zamanlar son 3-4 haftaya kadar görülmeyip daha sonra belirebilirler.
Genetik dışında karın çatlakları için bir diğer risk faktörü de ani ve fazla kilo artışıdır. Hızla büyüyen karın ciltte gerilmeye ve elestikiyet kaybına neden olarak çatlak oluşumunu sağlayabilir. Bu nedenle dengeli ve ideal sınırlarda kilo alımı çatlak oluşumunu bir ölçüde engelleyebilir.
Ortaya çıkan çatlaklar doğumdan sonra ne yazık ki kaybolmazlar. Renk değiştirerek gümüş ya da sedef benzeri bir hal alırlar. Bazı kadınlar bu durumdan rahatsızlık duymaz ve bunu anne olmanın bir işareti olarak gururla taşırlar. Bazıları ise çatlaklardan kurtulmak ister. Bu amaçla geliştirimiş pek çok cerrahi teknik vardır ve bu teknikler plastik cerrahlar tarafından uygulanır.
Karın çatlakları ve bunların önlenmesi doğal olarak kozmetik üreticilerinin de dikkatini çekmektedir. Bu amaçla üretimiş pekçok ürün piyasada satılmaktadır. Ancak bunların çatlakları önlemedeki ve oluşmuş çatlakları gidermedeki etkinlikleri hala daha çok tartışmalıdır ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış bir ürün yoktur. Bununla birlikte kullanımlarının gelişmekte olan bebeğe ve anne adaylarına olumsuz bir etkileri de bulunmamaktadır.
Nasıl önlenir?
Çatlakların önlenmesinde alınabilecek en iyi önlem cildin nemini korumaktır. Bu da dengeli ve sağlıklı bir beslenme ve yeterli sıvı alımı ile mümkündür. Gebelikte su tüketiminin önemi, çatlakların engelenmesinde de kendini göstermektedir. Dengeli beslenme ani ve gereğinden fazla kilo artışına engel olacağı için karın cildinin olması gerekenden daha fazla gerilmesini engeller. Bu ani gerilme çatlak oluşumunda önemli bir faktördür.
Duş sırasında karnın yumuşak bir sünger ya da fırça yardımı ile dairesel hareketler ile masaj yapar şekilde ovalanması da ciltteki kan dolaşımını hızlandırarak elastikliğinin korunmasına yardımcı olabilir.
Gebeliğin ikinci üç aylık döneminden başlayarak düzenli şekilde cildin nemlendirilmesi de alınabilecek bir diğer önlemdir.Bu amaçla piyasada satılan kozmetik ürünler kullanılabileceği gibi basit nemlendiriciler, bebe yağları ve badem yağı da kullanılabilir. Bunlar arasında badem yağı kötü kokusuna rağmen en etkili ürün gibi görünmektedir. Bu ürünlerin temel ortak özelliği cildin ani gerilmeye karşı dayanıklılığını arttrmalarıdır