logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 05-19-2012
Saat: 21:43

Çet,Çet Odaları,mIRC,mIRC Komutları,mIRC Addonları,Sohbet,Chat

Çet,Çet Odaları,mIRC,mIRC Komutları,mIRC Addonları,Sohbet,Chat
Site Map Contacts anasayfa

Sohbete Giriş

Sohbet Bölümü

Nick
Şifre
Kanal
mirc script,oper mirc,oper script

TAKVİM

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

POPÜler YAZILAR

SON YORUMLAR

yazarYazar: TeTiKCi | tarihTarih: 10 Mart 2012 / 11:46

Dünya Alternatif Tıp Kongresi 2012″ ‘altın yıldönümü’ olarak da tanımlanan 50′nci yılında ülkemizde gerçekleştirilecek. 11-14 Mayıs 2012 tarihlerinde Antalya Delphin Imperial Resort Hotel’de yapılacak toplantıyı, 105 ülkede üyeleri, 1 üniversitesi ve 20 enstitü ve kliniği bulunan “Medicina Alternativa Derneği’nin Türkiye Branşı organize ediyor.

Kongreye, tüm dünyadan bilim adamları, alternatif tıp uygulayıcı ve uzmanları, alternatif tıp merkez ve enstitü temsilcileri, uluslararası basın, Sağlık Bakanlığı Bürokratları, alternatif ürün üretici ve pazarlayıcıları, SPA ve kaplıca tesis temsilcileri ve sağlık turizmi ajans, acenta ve organizatörleri katılacak.

 

ALTENATİF TIP İÇİN ÜNİVERSİTE VE KLİNİKLER KURULUYOR

 

Medicina Alternativa Derneği’nin Türkiye Şubesi Başkanı Gökhan Aydoğdu, “Bu konuda dünyadaki gelişmeleri takip etmek, hatta öncü olmak üzere oluşturduğumuz bu yapılanma, ilk olarak Medicina Alternativa tarafından, üstelik 50. Kuruluş yılına denk gelen Dünya Alternatif Tıp Kongresi’nin ev sahipliği ile onurlandırıldık. Kongre, tüm dünyada ses getirecek bir organizasyon olacak” dedi.

 

AVRUPA ASYA VE AMERİKA’DA BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA ELE ALINIYOR

 

Aydoğdu, Alternatif Tıp hakkında da şu bilgileri verdi:

 

“Zihni doğru kullanma metotlarından, bitkilere; doğal sulardan, masaj yöntemlerine; konuşma metotlarından, enerji metotlarına kadar birçok yöntem artık bilimsel olarak ele alınabiliyor, ispatlarla ortaya konabiliyor ve birçok aklı selimin dikkatini çekebiliyor… Hatta bu konuda gelişen ülkeler artık bu ananevi metotlar konusunda üniversiteler, enstitüler, hastaneler ve klinikler kurup bu konuların üzerinden teknolojiler geliştirip bu metotları da daha kolay ve etkin kullanılabilir hale getirebiliyor. Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika ülkelerinde bu konuda çok önemli bilimsel çalışmalar yapılıyor ve sonuçları dünyaya yeni bakış açıları sunmakla birlikte, insanlığın geçmişini de bilgisiz (batıl’ı üreten) olarak anılmaktan kurtarıyor.”

 

SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN GÖREV ALANINA GİRDİ

 

Aydoğdu, ayrıca Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın, 2 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile Alternatif Tıbbı Sağlık Bakanlığı’nın görev alanına dahil ettiğine de dikkat çekti.

yazarYazar: TeTiKCi | tarihTarih: 10 Mart 2012 / 11:44

Bilim adamları, uyku hapları ile ölüm ve kanser riski arasında bağlantı olduğunu bildirdi.

İngiliz tıp dergisi BMJ’de yayımlanan araştırmaya göre, uyku hapı kullanımı, kanser ve ölüm riskini artırıyor. Bilim adamları, 10 bin 500 denek üzerinde yaptıkları araştırmada, 23 bin 500 kişiyi de karşılaştırmada kullandı. Deneklerin cinsiyeti, yaşı, yaşam tarzı ve muhtemel sağlık sorunları da araştırmada göz önünde bulunduruldu.

 

Uyku hapı kullanımının ölüm riskini artırdığını belirten bilim adamları, ilacın dozu ile ölüm riski arasında doğru orantı bulunduğunu kaydetti.
Yılda 18 doz uyku hapı içenlerin, hiç uyku hapı almayanlara oranla ölüm riski 3,5 kat fazla çıktı. Yılda 18 ile 132 kez uyku hapı içenlerde bu oran 4 katına, 132′nin üzerinde bu ilacı alanlarda 5 katına yükseldi.

 

Sonuçların tüm yaş gruplarında geçerli olduğunu ifade eden bilim adamları, ancak özellikle 18 ile 55 yaş arasındakilerde tam olarak bu verilere ulaşıldığını bildirdi.
Bilim adamları, sık sık uyku hapı alanların kanser olma ihtimalinin de bu ilaçları hiç kullanmayanlara oranla yüzde 35 arttığını ifade etti.

 

Araştırma sonuçlarının kesin olarak neden sonuç ilişkisi doğurmayabileceğini belirten bilim adamları, ancak uyku ilaçlarının ölüm riskini artırdığına dair daha önce alınan bilimsel sonuçları teyit ettiğini kaydetti.

yazarYazar: TeTiKCi | tarihTarih: 10 Mart 2012 / 11:41

Lezzetine kanıp bol miktarda tuz eklenen yemekler… Aklımıza gelmediği için tüm gün ağzımıza koymadığımız su…

Her ikisi de tipik özelliklerimiz arasında yer alıyor. Bu durum günlük hayatımızda herhangi bir soruna yol açmıyor gibi görünse de uzun vadede böbreklerimizin işlevini kaybetmesine neden olabiliyor. 

 

Böbreklerimiz vücudumuzda adeta filtre görevi görüyor. Günde yaklaşık 200 litre kan temizleyen böbrekler, protein gibi yararlı maddelerin vücutta kalmasını, üre ve kreatinin gibi zehirli atıkların ise idrar yolu ile dışarı atılmasını sağlıyor. Böylece vücuttaki mineral dengesi kurulmuş oluyor. Böbrekler sağlıklı bir vücudun olmazsa olmazlarından. Öyle ki az çalışması vücuttaki tüm dengeleri alt üst ederken, çalışmaması hayatın sona ermesine neden oluyor. Böbrek sağlığına dikkat çekmek için 2005 yılından itibaren her yıl Mart ayının ikinci Perşembe gününün  “Dünya Böbrek Günü”  olduğu söyleyen International Hospital Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Ülkem Yakupoğlu,  hızla artan son dönem böbrek yetmezliği hastalarında en iyi tedavi yönteminin böbrek nakli olduğunu vurgulamak için bu yıl, “Böbreklerinizi bağışlayın” sloganının seçildiğini belirtti. Böbrek sağlığını korumak içinse pek çok konuya dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ülkem Yakıpoğlu, günlük alışkanlıklarımızın arasında yer alan az su içmenin ve fazla tuz tüketmenin ise böbrekleri tahmin edilenden çok daha fazla yorduğunu vurguladı.  Türkiye’de böbrek yetmezliğinin çok sık görülmesinin en önemli nedenlerinin başında suyu sevmeyip, tuza bayılmamız geldiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Ülkem Yakupoğlu, 8 Mart Dünya Böbrek Günü öncesinde böbreği en çok yoran 2 etken hakkında bilgi verirken özel önerilerde bulundu.

 

AZ SU İÇENLERİN BÖBREKLERİNDE İŞLEV BOZUKLUĞU OLUŞUYOR

 

Böbreklerin içinde çok sayıda kılcal damar yumağı var. Kalp kanı pompaladıktan sonra her atımda yüzde 20-25 kan böbreklerimize geliyor ve bu incecik damarlardan süzülüyor, protein gibi yararlı maddeler tutuluyor, üre, kreatinin gibi zehirli atık maddeler ayrıştırılıyor, temizlenen kan sisteme geri dönüyor, atık maddeler ise vücuttaki su fazlası ile idrar haline getirilip vücuttan atılıyor. Eğer her gün vücuda yeterli miktarda su girişi olmazsa böbrekler zehirli maddelerin atılımını gerçekleştiremiyor. Yeterli su tüketmeyen herkesin böbreğinde hayatının bir bölümünde mutlaka işlev bozukluğu gelişiyor.

 

FAZLA TUZ BÖBREKLERİ YORUYOR

 

Vücudumuzun günlük tuz ihtiyacı ortalama 5-6 gram. Bunun yaklaşık 2 gramı yemeklere hiç tuz konulmasa bile gün içerisinde yenilen sebze ve meyvelerden alınıyor.  Eğer yenilen yemeklerde kısıtlama yapılmazsa yiyeceklerdeki yüksek tuz vücuda alınıyor. Bunların yanı sıra içeriğinde fazla miktarda tuz bulunan peynir, turşu ve salça gibi yiyecekler de fazladan tuz alımına neden oluyor. Bazı durumlarda kişilerin tuz alımı 20-25 gramı bulabiliyor. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin araştırmasına göre Türk halkı günde yaklaşık 18 gram tuz tüketiyor. Tuz tüketiminin böbrek fonksiyonları üzerinde doğrudan etkisi var, fazla tuz tüketildiği zaman böbrek içindeki kılcal damar dolaşım sisteminde kan basıncı yükseliyor. Bu yüksek kan basıncı devamlı hal alırsa küçük kılcal damarların yırtılarak harap olmasına neden oluyor, ayrıca idrardan protein kaçırmaya yol açıyor.

 

NE KADAR SU NE KADAR TUZ

 

Böbreklerin ve tüm vücudun sağlığı için günde ne kadar su içilmesi gerektiği üzerinde tartışılan bir konu. Halkımızın su içmeyi sevmediğini, günlük su tüketiminin böbrekleri sıkıntıya sokacak kadar az, tuz tüketiminin de gereğinden çok fazla olduğunu ifade eden Doç. Dr. Ülkem Yakupoğlu, şunları söyledi:

-Sağlıklı bir insanda vücut ağırlığının yüzde 60’ ı sudur. Dolayısıyla vücut ağırlığına göre su tüketin. 

-Normal kiloda erişkin bir kadın günde 1,5-2 litre, erkekler ise günde 2-2,5 litre su içmeli. 

-Çay, meyve suyu ve soda gibi içecekleri günlük tüketimin dışında tutun. 

-Çok terliyorsanız içtiğiniz su miktarını artırın.  

-Çok su içmek de az su içmek kadar zararlı. Günde 4-5 litre su içtiğinizde böbreğinizin idrarı konsantre etme yeteneği zorlanıyor. Bu da vücutta sodyum oranını azaltıyor. Düşük sodyum oranları da beyin fonksiyonlarının bozulmasına yol açıp hayatı tehdit ediyor.

-Yemek masasında kesinlikle tuz bulundurmayın.

-Yemek pişirirken tuz oranını mümkün olduğu kadar az tutun.

Kategori: Genel

yazarYazar: OnLine | tarihTarih: 19 Aralık 2010 / 19:32

Tok hissetmek için bitki çaylarına, işe yaradığı söylenilen ama aslında hiçbir faydası olmayan haplara ihtiyacınız yok. Tok tutan yiyecekler ile hem sağlıklı beslenmek hem de aç kalmadan zayıflamak mümkün.

Yumurta: Sabah klasik kahvaltıdan vazgeçin. Yumurtanın tamamı proteindir ve önemli ölçüde tokluk hissi verir. İki ince dilim esmer ekmek, az miktarda yağsız peynir ve bir adet haşlanmış yumurta ile edeceğiniz kahvaltı, gün boyunca kendinizi daha tok hissetmenizi ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu proteini almanızı sağlayacaktır.

Kolesterol sadece yumurta sarısında bulunur, bunun yarıdan azı bağırsaktan emilir. Ama unutmayın, haşlanmış yumurtadan söz ediyoruz, tereyağına ya da sucuğun üzerine kırılan yumurtadan değil!

Baklagiller: Muhtemelen kolesistokinin diye bir maddeden söz edildiğini hiç duymamışsınızdır. Ama bu madde sindirim sisteminden salgılanır ve vücudun tabii iştah azaltıcısıdır. Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar baklagil tüketiminin bağırsaktan kolesistokinin salgılanmasını arttırdığını ve dolayısıyla iştahı azalttığını buldular.

Fasulye: Barbunya, bakla, nohut, mercimek ve benzerlerini yemek kan şekerinizi az yükseltecek, size bitkisel protein ve lifleri sağlayacak, uzun süre tok hissetmenize yol açacaktır. Ama unutmayın, bu gıdaları mümkün olduğu kadar az yağla pişirmek, pilavla karıştırmamak ve suyuna ekmek batırmamak kaydıyla! Bu bakımdan az miktarda zeytinyağı ve sirkeyle hazırlanan fasulye piyazı en iyi seçeneklerden biridir.

Salata: Yemekten önce bol yeşil salata yemek, kendinizi doymuş hissetmenizi sağlamanın en kolay yoludur, özellikle de tatil otellerindeki açık büfelerde! Çünkü salatanın hacmi midenizi dolduracağı için salatadan sonra fazla yemek içinizden gelmez.

Ama bu dediklerimiz yeşil salata için geçerli, üzerine de az miktarda zeytinyağı ve sirke gezdirmek kaydıyla.

Yeşil Çay: En iyi zayıflama yardımcılarından biridir. Burada faydayı sağlayan kafein değil, yeşil çaydaki ‘kateşinler’ adı verilen ve metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını arttıran antioksidanlardır. Yeşil çay aynı zamanda LDL (kötü) kolesterolü de düşürmeye yardımcı olur. Günde içilecek 1-2 fincan yeşil çay zayıflamanıza yardımcı olacaktır, ama içine şeker atmamak kaydıyla!

Unutmayın, hazırlarken önce suyu kaynatacak, sonra yeşil çayı içine atacak ve 3-4 dakika sonra süzüp içeceksiniz. Yeşil çayda ayrıca yüksek oranda kafein olduğunu ve hassas kişilerde çarpıntı yapabileceğini, ayrıca gece içildiğinde uykuyu kaçırabileceğini unutmayın.

Armut, Ayva ve Elma: Armutta, ayvada ve elmada şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olan ve pektin adı verilen, eriyebilen lifler bulunur. Armuttaki ve ayvadaki lif miktarı elmadakinin iki katıdır ve öğün arasında yiyeceğiniz bir orta boy armut veya elma kendinizi tok hissetmenizi sağlayarak hem yemek arasındaki atıştırmaları hem de öğünde yediğiniz yemek miktarını azaltır.

Ancak, özellikle yumuşamış tatlı armutlardan ziyade sert armutlar tercih edilmelidir. Öğün arasında atıştırmak için elma kurusu da pratik bir seçenek olabilir. Ancak tabii ki armut ya da ayva tatlılarından ve elmalı kurabiye ve keklerden özellikle uzak durmalısınız!

Çorba: Çorba göz doyurmak için iyi bir seçenektir. Önden midenizi dolduracağı için yediğiniz yemek miktarını azaltır. Ancak, seçilen çorbanın olabildiğince basit olmasında fayda vardır. Yağsız tavuk suyunun içine rendelenmiş kereviz, kabak, pırasa ve benzeri sebzelerle yapılan çorbalar en iyisidir

Terbiyeli çorbalardan, yağ ve unun birlikte kavrulmasıyla yapılan çorbalardan, bol pirinç veya şehriyeli çorbalardan ve kremalı çorbalardan uzak durmalıdır. Ayrıca çorbanın içine ekmek doğramayın veya üzerine biberliyağ dökmeyin…

Yağsız Et: Yediğiniz yemeğin içinde et olması tokluk hissini artırır. Ayrıca ette ve balıkta bol bulunan ‘lösin’ adındaki amino asit kaslarınızın kalori harcamasını kolaylaştırır. Bu nedenle günde 100- 150 gram kadar yağsız etli düşük kalorili diyetler, eti olmayanlara oranla daha fazla kilo vermenizi ve özellikle de vücut yağlarınızın azalmasını, buna karşılık kaslardan ağırlık kaybı olmamasını sağlar.

Etlerin yağsız olması özellikle mühimdir. Yemeklerinizi ya yağsız kıyma ya da yağsız et ile pişirin. Et veya kıymayı da yağda kavurmayın!

Zeytinyağı: Sızma zeytinyağının içindeki omega 6 yağ asitleri kalori yakmanızı kolaylaştırır. Günde bir çorba kaşığı (15 ml.) kadar zeytinyağı almakta fayda vardır. Zeytinyağının çiğ olması daha fazla tercih edilir. En ideal şekli salataların üzerine gezdirmektir.

Yemekleri de yağsız olarak pişirip, piştikten sonra bir kaşık zeytinyağını yemeğin üzerine dökerek karıştırmak da iyi bir yoldur. Ancak, zeytinyağına ekmek banmayın ya da zeytinyağında kızartma yapmayın.

Greyfurt: Yapılan bir araştırmada yemekten önce yarım greyfurt yendiği veya bir bardak taze sıkılmış greyfurt suyu içildiği zaman başka bir tedbir alınmasa bile üç ayda 1.5 kg kadar kilo verildiği tesbit edilmiştir.

Bunu diyetle birleştirdiğiniz zaman elde ettiğiniz sonuç daha parlak olur. Greyfurt içindeki fitokimyasallar insülin seviyelerini düşürerek hem iştahınızı azaltır, hem de aldığınız kalorilerin yağ dokusuna gitmek yerine enerjiye dönüşmesine yardımcı olur.

Tarçın: Bir günde alınacak bir çay kaşığının dörtte biri kadar (yaklaşık 1 gram) tarçın, yemek sonrası insülin artışlarını engeller, dolayısıyla çabuk acıkmaya mani olur, ayrıca kandaki şeker, kolesterol ve trigliserid seviyelerini düşürür. Tarçını yemeklerinizin üzerine serpebilirsiniz, özellikle fasulye ve nohut gibi baklagillerle iyi uyuşur.

Bir dilim tam tahıllı ekmek üzerine tarçın ekerek yapacağınız ikindi kahvaltısı akşam yemeğine kurt gibi acıkmanıza mani olur. Tarçını kahvenizin içine de katabilirsiniz ya da kabuk tarçınla bitki çayı yapabilirsiniz. Ancak unutmayın; sütlü tatlılarının üzerine serpilen veya kek ve kurabiyelere katılan tarçından söz etmiyoruz!

Sirke: Sirke mide boşalmasını yavaşlatarak hem kendinizi daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar, hem de yemekten sonra kan şekerinin hızlı yükselmesine mani olur. Dolayısı ile, çorba ya da salatalarınıza ekeceğiniz sirke tokluk hissi verir.

Haşlanmış fasulye, bir kaşık zeytinyağı ve bir kaşık sirke ile hazırlayacağınız bir piyaz veya haşlanmış brokoli ve karnıbahar üzerine dökülecek bir kaşık zeytinyağı ve bir kaşık sirke size sağlıklı bir öğle yemeği sağlayacaktır. Özellikle şekerli ve beyaz unlu gıdaları tüketmekten kaçınamadığınız durumlarda önceden sirkeli bir şeyler yemek kan şekerinin hızlı yükselmesine mani olur.

Kırmızı biber: Düzenli olarak acı kırmızı biber tüketmek iştahınızı keser. Japonya’da yapılan bir araştırmada kahvaltıda acı biber yiyen insanların öğle yemeğinde daha az yemek yedikleri görülmüştür.

Acı kırmızı biberin iştah azaltıcı tesirinin içindeki kapsaikin isimli maddeden kaynaklandığı sanılıyor. Dolayısıyla acı kırmızı biber yemek faydalı. Ama bu, acı biberle yapılan kebapların faydalı olduğu anlamına gelmiyor.

Liften Yoğun Kahvaltılık Gevrekler: Kahvaltıda yağsız sütle yenen liften yoğun gevrekler, mesela kepekli gevrekler, müsli veya yulaf ezmesi size uzun süren bir tokluk hissi vererek bir sonraki öğünde daha az yemenizi sağlayacaktır.

Üstelik içerdikleri yoğun lif sayesinde hem kabızlığı önler, hem de kan şekerinin aşırı yükselmemesini sağlarlar. Yalnız unutmayın, bu faydalar sadece yoğun lifli diyet gevrekler için geçerli, normal mısır ve buğday gevrekleri için değil…

Prof. Dr. Nevrez Koylan

yazarYazar: TeTiKCi | tarihTarih: 16 Aralık 2010 / 8:14

Sadece sabah akşam içeceğiniz bu çayla vücut yağlarınızdan kolayca kurtulabilirsiniz.

Ender Saraç’tan yağ eriten çay tarifi:

Malzemeler: 2 avokado yaprağı, bir tutam mısır püskülü, kiraz sapı, yarım tatlı kaşığı rezene tohumu, 2-3 yaprak sinameki, 4-5 adet saplarıyla birlikte maydanoz

Hazırlanışı: Malzemeler bir bardak suya konularak 2-3 Dakika kaynatılır. Çay demlendikten sonra süzülerek içine ince bir dilim Limon konur.Şekersiz olarak sabah ve akşam Günde iki kez uygulanır. Ancak bitkisel çay ne çok aç, ne de çok tok içilmelidir.

Sitedefteri.com |
Zirve100 Toplist
BACKLİNK:Mynet | Sohbet | Tekturk Turk Siteler Toplist site ekle arama | sohbet | Mynet sohbet | sohbet odaları | cinsel sohbet | Chat Sohbet | sohbet | chat | Sohbet | Sohbet Odaları | chat | sohbet |sohbet | mirc | Sohbet Chat | Canlı Sohbet | Sohbet Chat | Mynet | Mynet Sohbet | Mynet sohbet | sohbet | chat | sohbet | mirc indir | sohbetodalari chatodalari | Sohbet | sohbet odaları | sohbet | sohbet | sohbet | islami sohbet | mynet sohbet | mynet sohbet | eski mynet | mynet sohbet | mirc indir | geveze sohbet | gay sohbet | cinsel sohbet odaları | kuzey güney son bölüm izle | Mynet | bolsohbet | bol sohbet | sohbet | chat | sohbet odaları | sohbet | chat | Sohbet | islami Sohbet | arkadaşlık siteleri | sex chat
| | |